s

5. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu

CIDA Sempozyum Sitesi Adresi: https://cidainternational.org/tr/cida-2026-tr/


Zekanın Dönüşümü  –  İletişimin Diyalektiği

Günümüzde yapay zeka (YZ) alanındaki güncel tartışmalar, zekayı artık yalnızca insan zihninin bireysel bir niteliği olarak değil, insan ve makine ajanlarının birlikte yer aldığı hibrit ve kolektif bir olgu olarak kavramsallaştırmaktadır. Zekanın biyolojik bir imtiyaz olmaktan çıkıp hesaplanabilir süreçlere eklemlenmesi, aynı zamanda iletişimin de rasyonel bir diyalogdan algoritmik bir işleme dönüşmesini beraberinde getirmektedir. Yapay zeka ile insan zekasının karşılaştırmalı incelenmesi, insanın sezgisel, bağlamsal ve örtük bilgi üretme kapasitesi ile yapay zekanın büyük ölçekli veri işleme ve örüntü tanıma gücünün birbirini dışlayan değil, karşılıklı olarak tamamlayıcı yetkinlikler sunduğunu göstermektedir. Bu bağlamda “hibrit zeka”, ne tamamen insan-merkezli ne de tamamen makine-merkezli olan, insan ve yapay zeka sistemlerinin karşılıklı güçlenmesine dayanan yeni bir zeka formu olarak ortaya çıkmaktadır.

Son yıllarda geliştirilen “hibrit-artırılmış zeka” ve “hibrit bilişsel otorite” çerçeveleri, insan-makine işbirliğinin salt otomasyon değil; karar verme, bilgi üretimi ve yorumlama süreçlerinde ortak bilişsel özneleşme yarattığını vurgulamaktadır. Yapay zekanın insan bilişine “bilişsel uzantı” ya da “System 0” olarak eklemlenmesi, insanların bilgiye erişme, problem çözme ve öğrenme biçimlerini kökten dönüştürmekte; yapay zeka sistemlerini pasif araçlardan çok, insan düşünme süreçlerini önceleyen ve şekillendiren bilişsel ortaklara dönüştürmektedir. Bu dönüşüm, zekayı bir yandan “insan gibi düşünmek”ten çok “rasyonel davranma” ve “problem çözme” kapasitesine indirgerken, diğer yandan bu indirgemeci, araçsal çerçevenin ötesine geçen yeni etik, politik ve kültürel tartışmaları da gündeme taşımaktadır.

Sempozyum, bu bağlamda Weber’in “araçsal akılcılık” kavramı ile Habermas’ın “iletişimsel eylem” teorisi arasındaki diyalektik gerilimi merkeze almaktadır. Yapay zeka, yalnızca verimliliği maksimize eden araçsal bir nesne olarak mı kalacaktır; yoksa etik, toplumsal sorumluluk ve kamusal müzakere ilkeleriyle uyumlu bir aktör olarak mı kurgulanacaktır? Yapay zeka temelli arayüzler, sohbet botları, sosyal botlar ve dijital asistanlar üzerinden şekillenen insan-makine iletişimi (Human-Machine Communication, HMC) alanı, YZ’yi yalnızca bir iletim kanalı olmaktan çıkararak, anlam üretimine katılan, duygulanımı simüle eden, söylem kuran sentetik iletişimci ve “algoritmik özne” olarak düşünmeyi gerektirmektedir. Nitel çalışmalar, insanların yapay zeka sistemleriyle kurdukları etkileşimi salt komut-yanıt düzenine indirgemediklerini; rol yapma, duygusal nezaket, oyunlaştırma ve ilişkisellik stratejileriyle algoritmik bir “yarı-özne”yle karmaşık bir iletişim pratiği geliştirdiklerini ortaya koymaktadır. Böylece iletişim, insan ve makine arasında kurulan, hem insani iletişim kalıplarını yeniden üreten hem de dönüştüren diyalektik bir süreç olarak belirginleşmektedir.

Diğer yandan, insanı her şeyin ölçüsü kabul eden hümanist idealin yerini alan posthümanist perspektif, özneyi makine-oluş ve yeryüzü-oluş gibi transversal bağlamlarda yeniden tanımlamayı zorunlu kılmaktadır. Yapay zeka destekli kolektif zeka modelleri, karmaşık toplumsal sorunların çözümünde insan toplulukları ile yapay ajanların çok katmanlı ağlarda birlikte çalıştığı yeni organizasyon biçimlerine işaret etmektedir. Bu hibrit kolektif yapılarda, bilgi üretimi ve otoritesi dağıtılmış hale gelirken; yapay zeka, iletişimsel akışları filtreleyen, önceliklendiren ve biçimlendiren bir “altyapı öznesi” olarak söylem ve güç ilişkilerini de yeniden kurmaktadır. Bu çerçevede, YZ’nin “niyetlilik” barındırmayan dili ile insan dili arasındaki ontolojik farklar; Walter Benjamin’in ifadesiyle iletişimin “aura”sının, yani “şimdi ve burada”lığının kaybı; anlamın, bilginin ve iktidarın dijital-otomatik rejimler altında nasıl müzakere edildiği sorusuyla iç içe geçmektedir.

Böylece yapay zeka çağında zekanın dönüşümü ile iletişimin diyalektiği birbirinden ayrılamaz hale gelmektedir: Zeka, insan-makine hibrit sistemlerinde örgütlenirken; iletişim, bu sistemlerin içinde anlamın, bilginin ve iktidarın nasıl dağıtıldığı, dönüştürüldüğü ve tartışmaya açıldığı başat bir alan olarak önem kazanmaktadır. Eğitimden sağlık iletişimine, dijital platformlardan kamusal tartışma alanlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, zekanın dışsallaştığı (bilginin modellerde somutlaştığı), içselleştiği (yapay zeka çıktılarının zihinsel modelleri yeniden kurduğu) ve insan-YZ hibrit sistemleri üzerinden genişlediği çok katmanlı süreçler gözlemlenmektedir.

Sempozyum, söz konusu dönüşümü disiplinler arası bir perspektifle tartışmayı; hibrit zekâ, kolektif zekâ, insan-makine iletişimi (HMC) ve posthümanist kuramlar ekseninde; yapay zekâ temelli yeni biliş ve iletişim sistemlerinin felsefî, kuramsal, ampirik ve normatif boyutlarını tartışmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda, Weber’in araçsal akılcılığı ile Habermas’ın iletişimsel eylem kuramı arasındaki diyalektik gerilimden hareketle, yapay zekânın yalnızca teknik bir araç mı yoksa iletişimsel bir aktör mü olduğu sorusu da çok boyutlu biçimde ele alınacaktır.

Sempozyum kapsamında; halkla ilişkilerden gazeteciliğe, reklamcılıktan görsel iletişim tasarımına, pazarlama iletişiminden siyasal iletişime, kültürel çalışmalardan dijital etik ve medya çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede; yapay zekâ, dijital platformlar, algoritmik içerik üretimi, veri odaklı iletişim, yanlış bilgilendirme, dijital kültür ve yeni medya ekosistemlerine odaklanan çalışmaların sunulması beklenmektedir.

Ulusal ve uluslararası düzeyde geniş bir katılımla gerçekleştirilmesi planlanan sempozyumda, araştırmacıları, lisansüstü öğrencileri ve alanın tüm ilgililerini 5. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu (CIDA International)’a davet ediyoruz.

 

Haberler